Anasayfa
Sedat'ı Tanıyın
Özgeçmiş
CV
Basında Sedat
Avrupa Turu Fotoğrafları
Bodrum Tatili Fotoğrafları
Taşkışla Bahar Şenlikleri '06


Sedat'ı tanıyın.


Sedat, 1984 doğumlu, ay yüzlü, koca kafalı, yumurta gibi bir çocuk. Sakalları oldukça seyrek çıkıyor. Babasınınkiler de öyleymiş. O yüzden güneş gibi parlıyor işte. Hatta bir keresinde Sıraselvilerde yürürken, kadının biri Sedat'ı durdurup, "ya kusura bakma, aydınlık yüzlü birini bulmak zor, sana bir adres sorabilir miyim?" demişti. Aslında bir tek sakal değil, Sedat'ta genel bir kılsızlık durumu hakim. Evrimini tamamlamış bir soydan geliyor yani.

Ayrıca Sedat'ın ayakları tamı tamına 46 numara. Birçok kişi bilmez 46 numara ayak ne demek. Eğer Sedat gibi koca ayaksanız, bir mağazaya girdiğinizde, beğendiğiniz ayakkabıyı değil içine girdiğiniz ayakkabıyı alırsınız. Veya ne bileyim, bowling oynamaya gidersiniz, herkes ayakkabı alırken 37, 39 bilemedin 42 gibi, cici bici numaralar söylerken siz "KIRRKALTIIII" diye kükrersiniz.

Hele bir galoş muhabbeti vardır ki hiç sormayın. Örneğin dişçiye gidilir. Annenin ayak numarası 36. Ayağına "şıkırt" diye geçirir, salona geçer. Babanın ayak numarası 41. Şıkırt diye geçirir ayağına, o da yerine gider.

Sedat yine en arkaya kalmıştır. Bilir çünkü başına gelecekleri. Prosedür işlemeye başlar;

Rahatça bir yere yerleştikten sonra, galoş ele alınır ve topuğa arka bölümü saplanır. İki kolla galoşun ön bölümü kavranır ve var gücüyle galoş öne doğru çekilir. Tabi haliyle bot, galoşların içine girmez. Galoş sağdan soldan atmaya başlar. Çizgi çizgi yırtıklar oluşur, birçok yerden saydamlaşmalar başlar. Eğer galoş iki parçaya ayrılmadıysa ne ala. 10 dakika güreştikten sonra, Sedat kündeyi çakar ve 10 puan. Derin yırtmaçlı galoşu kullanıma hazırdır...

Sedat'ın ağzı da, maşallah, deniz derya kocamandır. Ağzını sonuna kadar açtığında, ortaya nerdeyse suratı kadar bir boşluk daha çıkıverir. Mesela küçükken Sedat doktora giderdi. Doktor eline tahta maşayı alır, Sedata yaklaşırdı... Sedat ağzını bi açardı. Doktor maşayı, yerine koyardı.

Yine ağızla ilgili; 13 yaşlarındayken Sedat'ın ses tellerinde nodül denilen bir enfeksiyon meydana gelmişti. Çünkü Sedat çok bağırarak konuşurdu, sesi gür çıkardı. İlkokulda "andımız"ı okuyan çocukları hatırlayın. Şimdi bakkalda o ses tonuyla konuşan birini hayal edin. İşte Sedat öyleydi. Tabi buna nefes yetse de ses telleri yetmeyebilirdi... Haliyle yetmedi de... Tam 4 yıl boyunca 2 haftada bir Çapa Tıp Fakültesine kontrole gitmesi gerekti. Oradaki doktoru, ilk gün mini bir kamerayı (mini dediğime bakmayın, 30luk çelik cetvel gibiydi) sedatın ağzına soktu, gerekli analizlerini tamamladı. Seans bittiğinde, annesine "Sedat çok iyi bir model" dedi. Bundan sonraki 4 sene boyunca Sedat'ın kontrollerine 20 kişilik öğrenci kafilesi eşlik etti.

Bunların dışında Sedat'ın ellerinde de garip bir durum söz konusu. Uygulamalı göstereceğim. Şimdi avcunuzu açın. Tam parmaklar bittikten sonra, avuçiçinize geçmeden önce, ufak bi çıkıntı varya... İşte Sedat'ta o çıkıntı yok... Dümdüz... İğrenç... Çünkü Sedat'ın el parmaklarının arasında perde var. Evet evet... Sedat'ı küçükken radyoaktif bir ördek ısırmış olmalı.

Neticede Sedat; 1.83 boyunda, 78-82 kilo, nur topu gibi bir kocaoğlan. Aha; cv'si burada, özgeçmişi de burada.