|
|
|
02 Aralık 2005 | Önemli Kararlar;
Evrim gerçekleşiyor, bir takım kararlar alıyorum kendim için... Kararları kendime alıyorum ama anlatmak da istiyorum. Duymak istemeyenler okumasınlar yazının kalan kısmını. "Tipe bak, neden anlatmış ki bunları?" demesinler yani.
Birincisi önemsiz olan. Geçen hafta kesinleştirdim. Yaklaşık 6 aydır aklımdaydı bu. Hissediyordum ama "stand by"da bekletiyordum.
Web tasarımını artık sevmiyormuşum ben.
"Şimdiye kadar ne tasarladın ki neyden bıktın?" diye düşünenler olabilir. Umrumda değilsiniz. Bıktım ben. Gerçekten bıktım. Son 6 aydır, teslimlerde gecikmeler yaşıyorum, deadline'ları yetiştiremiyorum, yaptıklarımı içime sindiremiyorum. Beğenmiyorum.
En son geçen hafta tokat gibi bir teklif aldım... Büyük bir iş geldi bu sefer. "A major one". Tabi bütçesi de tahmin ve hayalimin oldukça üzerindeydi. Gurur duydum kendimle. Koskoca havayolu firmasının tasarım ekibinde yer alacaktım, Türkiye'nin en büyük gıda tesislerinin web sitesini tasarlayacaktım. "Oha, bana bak...". Kazanacağım parayla arabmıı ikinci el bir meganeII hatchbag ile değiştirebilir veya 4 Avrupa turu daha atabilirdim.
Ama farkettim ki...
Şimdiye kadar mimarlık dışında yaptığım işlerde hep hobi niyetine, öğrendiğim şeyleri uygulayıp sattım. Mesaimi sadece üretime harcadım, çok kısa sürelerde çok büyük işler yapabildim.
Oysa bu sefer yeni ve daha da profesyonel adımlar atmam gerekiyordu. Daha gelecekteki mesleğim mimarlığa bile bu kadar kanalize olamamışken yeni birşeyler öğrenmek beni korkutmadı ama tedirgin etti. Yediremedim kendime. Sanki yapı dergilerine, gezmediğim ünlü mimari eserlere, okumadığım ve okumam gereken kitaplara haksızlık ediyormuşum gibi geldi. Çok istediğim ama birtürlü gidemediğim piano kursuna haksızlık ediyormuşum, uyumak için gün kollayan bedenime adilik yapıyormuşum gibi geldi.
Mimarlıktan kopuyormuşum gibi geldi. Kazandıklarım bir seviyeden yukarı çıkarsa bu alışkanlıktan vazgeçemeyeceğimden korktum. Mimarlığa (daha önce yaptığım gibi değil de, tam mesai ile) profesyonel anlamda ilk başladığımda şu anda kazandığımın belki yarısını kazanacaktım. Neticede yeni mezun bir çalışan olacağım. Hatta bu yeni işleri de alsaydım, mimarlıktan kazanacağım belki beni 3-5 sene kesmeyecekti.
Artık öyle olmuştu ki; Cem Altun - uygulama projesine vaktimi ayıracağım zamanları iple çekiyordum. Önüme rulodan eskiz kağıdını gerdiğimde heyecanlanıyordum. Sanki diğerleri hafifmiş, mimarlık gerçek tasarımmış gibi geliyordu. Mimarlık resmen çok zor zaman ayırabildiğim, ama delicesine zevk aldığım bir hobi haline gelmişti.
Bunun yanında işveren de üç saatlik bir iş için bu ödemeyi yapacak değildi elbet. Belki bir-iki dersten kalmama sebep olabilecek, çok sevdiğim baba mesleği öğretmenliğe bile veda etmem gerekebilecekti.
İşi aldığımın gecesi iki saat annemle konuştum. Ben hep annemle konuşurum. "Bırak" dedi hepsini, "Bak nasıl hafifleyeceksin".
Başlamadan bıraktım o aldığım iki büyük işi. Görüşmeleri devam eden diğer irtibatlarımı da sonlandırdım. Artık grafik tasarım, web tasarım yapmıyorum... Yapmıyorum!
Tam annemin dediği gibi oldu. Ayaklarım yerden kesildi...
Sonra "kayıp mıydı şimdiye kadar bu kadar iş yapmam?" diye düşündüm, kendime bir liste çıkardım. Web ve grafik tasarımın bana neler kazandırdığıyla ilgili.
Ne yalan söyleyim, herşeyden önemlisi lise1'den bu yana bir öğrenci için çok çok iyi para kazandım. İnanılmaz bir iş tecrübesi edindim. 10'larca firmayla, 100'lerce insanla muhattap oldum, birlikte iş yaptım. İletişim yetilerimi, vizyonumu geliştirdim. Zeka Tesisi'ni, Çatı1 sitesini kurdum, Taşkışla İletişim Platformu'nun temellerini attım. Çok sevdiğim bir arkadaş ortamının içinde buldum kendimi. Fakültenin medya işlerini yürüttüm, değerli hocalarımla çok iyi kontak kurdum. Eğitim cd'leri hazırladım, çeşitli eğitimler verdim. Kendime güven, geleceğe sonsuz umut edindim. Kendime, görüşlerime, konuşmama, girişkenliğime deli güveniyorum, kendime güvenmemi seviyorum.
Yaklaşık 5 ay bir mimarlık ofisinde çalışmıştım. Orada da, bu yan yetilerin ve tecrübenin neleri değiştirdiğini görmüştüm. Herkesin mimar olduğu bir ortamda, "vizyon"un gençlik ve tecrübesizliğe rağmen kazandırdığı değeri görmüştüm.
Neticede mimarlık sektörüne yoğun bir şekilde girdiğimde, orada herkes mimar olacak... Ben farklı olacağım...
İyi ki bugüne kadar birtek mimarlığa abanıp, bu işlerden bihaber oturmamışım.
Artık bu konuda alacağımı aldığımı düşünüyorum. Artık kendimi çok sevdiğim, deli sevdiğim mimarlığa kanalize ediyorum. 1 ay boyunca kendimi revize ediyorum. Önümüzdeki dönem belki ekonomik anlamda bugüne kadar olduğum gibi olamayacağım ama inanıyorum ki 3-4 sene sonra bu kararımı hayatımın dönüm noktalarından biri olarak tanımlayacağım.
Eskiz kağıdını önüme açtığımda heyecanlanıyorum.
Advancity'de çalışırken Cem Abi söylemişti. "Hobilerin işine dönüştüğünde kendini çok zor durumda buluyorsun."
Ben hobilerimi hobi olarak tutacağım bundan sonra. Fakülte siteleri, Taşkışla İletişim Platformu ve kendi sitemle ilgileneceğim sadece. Mimari paftalarımın grafik tasarımını yapacağım. Arkadaşlarım, çevrem ve kulüp etkinlikleriiçin grafik tasarım yapacağım.
Lisede olduğu gibi resim çizeceğim tekrar. Tablolar hazırlayacağım. Fotoğraf çekeceğim, spor yapacağım, daha fazla gezeceğim, çok fazla okuyacağım...
Bunlar ilk aldığım kararın yorumlarıydı... Şimdi ikinci ve önemli kararıma geliyorum;
Bu acıya ne kadar dayabilirim bilmiyorum ama CocaColayı bırakıyorum... Artık içmiyorum... Ayran içiyorum, süt içiyorum.
|
|