> Perspektif
> Dialog
> Etkinlik Analizi


Bölüm Editörü
Uğur Şeker



  Mimar Feed











 
Işık Gülkaynak
 
isikgulkaynak@gmail.com


KALKAN - BİR ŞEYLER YAPMA GEREKSİNİMİ 07 Eylül 2006

Bir seyahat sitesinin "kendine özgü mimarisiyle dikkat çeken Kalkan yöresi" diye tabir ettiği Kalkan'da bulundum yine, son 10 yıldır neredeyse her yaz olduğu gibi.

Sanki aradan bir yıl geçmemiş. Bizdeki ana değişiklik sadece biraz daha olgunlaşmış (alışmış- alışkın- tepkisiz olma durumu anlamında) olmak.

Biricik Kalkan'da ise yine aynı hastalığın semptomları görünmekte. Boynu bükük, güçsüz, kuvvetsiz, mağrur bir ruh hali içerisinde elinden hiçbir şey gelerekten erken yaşta olgunlaşmaya başlamış bir durumu var.

- Maddiyatı yetersiz bir türk ailesinin her yeni-genç çocuğunun da yaşadığı bir süreç bu aslında--

Hayat onu büyümeye zorlamış. Turistler gelmiş, paranın onlardan kazanılacağı hemen anlaşılmış, kendini ve ailesini geçindirmek için tek amacı para kazanmak, böylece karınları doyurmak olmuş; ailesi paraya o kadar açmış ki onu gereğinden de fazla çalıştırmışlar, iyi kazandığını görünce de ne kadar yıprandığının farkına bile varmadan onu daha çok daha çok işe koşmuşlar.

Okumamış, bilmemiş, ilkokuldan terk bir şekilde atılmış bu turistik şirin kasaba trendine. Yanlış ellere düşmüş, ailesi kıymetini bilememiş ve bozulmaya yüz tutmuş. Bilincini, en önemlisi de benliğini yitirmeye başlamış kıyıdan köşeden.

Şimdi bir seda ablasının ya da savaş abisinin elinden tutmasını bekliyor.

10 sene önce buraya ilk geldiğimde, daha "muz" denilen o sarı şişme deniz oyuncağına tam 8 kişi binebiliyorken. ve bindirildiğimde amacımızın ailecek değişik bir deniz yolculuğu ve çevre gezisi yapmak olduğunu zannettiğim bir yaştayken. ve suya düştüğümde tüm küçük kuzenlerimin de kendileri için aynı şeyi düşündüğü gibi tek düşenin kendim olduğunu ve nitekim boğulacağımı zannettiğim o gün, oradaki o boş yamaçları hatırlıyorum.

Ne yol vardı, ne ev vardı. her yer ağaç ve kayaydı. Orası hep öyle kalacak sanmıştım.

Medeniyet gelmez oralara diye düşünmüştüm, meğer medeniyet o taşlarla o ağaçların kendisiymiş. Şimdiki ise medeniyetsizlik.

Bugün, işte o medeni yerlere girebildik arabamızla. Çünkü oradaki medeni insanların, m2 budalası, sarı, pembe, adi, kaba, saba, nereye hangi kültüre ait olduğu belirsiz, arap'a mı çeksen yunan'a mı belli olmayan, o villa denen domuz suratlı BA'lere ulaşabilmesi için inşa edilmiş bir taşıt yolu var artık orada. Sokak lambaları bile var!

İşte bu anlattığım manzara karşısında, gecenin kamuflaj etkisine ve ışığın gece oyunlarına rağmen arabanın penceresinden uzattığım başım ağladı, kapının yumuşak iç kaplamasına yaslı kalbim sızladı.

Bir şeyler yapmalıyım, ben, biz..


  Taskisla.net'in gelişimi için siz ziyaretçilerimizin yorumları çok değerli.
Lütfen aşağıdaki formu kullanarak yazı hakkındaki fikir/eleştirinizi
taskisla.net ekibine ve yazara gönderiniz.

Ad Soyad: E-Mail: 
Yorum:
 
   

Yukarı  |  Önceki Sayfa




Best viewed in 1024*768 resolution. Click here to learn what resolution you're using.

advancity