Bölüm Editörü
Sedat Bayrak



  Mimar Feed











 
Beril Alpagut
 
alpagutm@itu.edu.tr

KAOSLARIN VAZGEÇİLMEZLİĞİ 03 Kasım 2006

 Herkesin ait olduğu yerler vardır hiç şüphesiz. Aitlik; bazen bir yeri benimsemekten öte, insanın tüm varlığı ile "ora"lı olduğunu hissettiği, "ora"dan parçalar taşıdığı durum; bazense sadece "ora"da olmaktan hoşlandığı,"ora"yı kabul ettiği durumdur. Her iki durumda da söz  konusu olan duyguyu burada anlatacağım konu ışığında düşünmenizi ve varacağınız sonuca referans almanızı rica ediyorum.

Dünyanın her yerinde binlerce şehir, milyonlarca yaşayış tarzı ve hiç bilemeyeceğimiz kadar çok "düzen" var. Her şehir ve yaşayış tarzı kendi insanları üzerinde aitlik oluştursa da, birçok yeri gören, yaşayan insanlar bu aitliklerinden bir an için sıyrılarak, farklılıkları kıyaslama ve anlama gereği duyarlar. Her ne kadar bir yere "ait" hissetsek de kendimizi, başka bir "yer"i gördüğümüz zaman, onu anlama, tecrübelerimizle karşılaştırma ve o yeni yere bir duygu yükleme çabası içine giriyoruz. Konuyu biraz daha açmak gerekirse, bugün İstanbul'da yaşayan bir insanın alışkın olduğu bazı görüntüler, kokular, sesler var. Tüm bu alışkanlıklar, bir başka gün bir başka yeri gördüğünde, bir an için nesnel davranarak, kendisine yeni yeri anlama olanağı veriyor. Ben yeniyi algılarken eski aitliklerimi bir kenara bırakıp, nesnel olmaya çalışıyorum kendimce.

Bu bağlamda devam etmek gerekirse,  İstanbul'daki görüntülerin, seslerin, kokuların oluşturduğu karmaşa Türk milleti olarak, kültürümüzde büyük yeri olan bir şey bana göre. Türk insanı, Orta Asya'dan gelişinden beri hiçbir zaman mutlak düzen içinde yaşamamış. Öncelikle göçebe hayat sürmüş, sonrasında yerleştiği Anadolu'da şehirlerini de belirli düzenlere göre kurmak yerine, hep bir hareketin hakim olduğu, detaylarda farklı heyecanların gizlendiği şehirler tasarlamış. Çok yolculuk etmesinden midir, şehirleri, köyleri hep yürür, büyür, büyürken de ızgara gibi yoluna girmez; dar sokaklarda eğrilir ama bir şekilde yolunu bulur. Çok fazla meydan kültürü yoktur. Sokakların hepsi meydan gibi toplanma yerleridir çünkü. Kimi zaman kadının evinin önüne çıkıp, sokaktaki taşa kıvrılması ve sosyal çevresiyle beraberliğine; kimi zaman da erkeğin ahali ile buluşmalarına tanıklık eder sokaklar. Sokaklar meydanlaşmayı içlerinde yaşarlar Türk kültüründe..

Türk kültürü, tüm bu karmaşa içinde düzeni taşır belki de, hani düzensizliğin düzeni.. Bugün bakalım İstanbul'a. Hep bir koşuşturmaca içindeyiz, hep sokaklara giriyoruz, çıkıyoruz, kayboluyoruz. İstanbul kadar uçsuz bucaksız, kontrolsüz ve bir o kadar da şehrin her bozukluğuna rağmen, ona tamamen bağlı ve ona "ait" insanları olan kaç şehir vardır acaba dünyada? Ya da kaç şehir sabah erken kalkıp güne mutlu başlamışken, tek otobüsle 2 saatte gidebileceği işyerine, otobüsü kaçırınca nasıl gitmesi gerektiğini pratik düşünmesi ve anında karar vermesi gereken insanları barındırır bünyesinde? Bu yüzden Türk insanı uyanıktır, işini bilir. Çünkü ondan hep hızlı düşünmesi ve bir seçim yapması istenir. Hep alternatifler üretmelidir; zorlukları aşmalıdır.

Bir Alman şehrini düşünelim.. Diyelim ki Berlin.. Kaç insan gün içinde pratik zekasını kullanmak zorunda kalarak yaşıyordur ki acaba? Her gün rutin olarak sabah kalk, evden çık, metroya bin, işe git; metroya bin, eve dön.. Kaç turist Berlin'de gezerken uzun süreliğine kaybolmuştur? En kötü ihtimal haritası yoktur da en yakın metro durağını bulup yoluna devam etmiştir. Bu kadar düzen insanı robotlaşmaya ve monotonlaşmaya götürmüyor mu? Mutlak düzenden kasıt insanların daha mutlu olacakları bir çevre yaratmak mı? Her yeri kontrol altına alınca, müdahale edecek tek bir yer bile kalmayınca, hepimiz daha mı mutlu olacağız yoksa sandığımızın aksine daha mı akılsız? Sorunlar; hep düzensizliğimize inat gösterilen noktalar, ama bu, doğu-batı kültünü bir arada yaşama şansına sahip bizlere bir avantaj olarak da gösterilebilir belki. Bizim İstanbul'a karşı hissettiğimiz aitlik duygusu başta belirttiğim durumlardan hangisi olursa olsun, bir an için ne hissettiğimizi unutup da nesnel bakabilirsek, kaosların İstanbul'u ne kadar dinamik, çekici ve yaşanılası şehir olarak da kılabildiğini bu gözle de görebiliriz. Sonuç olarak, şanslı olduğumuz kanısındayım..

Sanırım "Kaosların Vazgeçilmezliği" tam İstanbul'a yakışan bi


  Taskisla.net'in gelişimi için siz ziyaretçilerimizin yorumları çok değerli.
Lütfen aşağıdaki formu kullanarak yazı hakkındaki fikir/eleştirinizi
taskisla.net ekibine ve yazara gönderiniz.

Ad Soyad: E-Mail: 
Yorum:
 
   

Yazarın tüm yazıları  |  Yukarı  |  Önceki Sayfa




Best viewed in 1024*768 resolution. Click here to learn what resolution you're using.

advancity