| MASLAK - TAŞKIŞLA |
18 Mayıs 2006 |
Korkuyorum... Korkuyorum, bir gün birileri gelecek ve diyecek ki;
- Korkulan hareket başladı efendim!.. Maslaktan 3000 kişilik öğrenci kuvveti geliyor. Önde 500'e yakın İnşaatçı, arka saflarda elektrik, elektronik, gemi inşaat ve diğer mühendislikler var. Makina birlikleri de Gümüşsuyundan ilerliyor, bu sene çok şıklar. Sayıları 1000'ün üzerinde. Taşkışlalılar panik içerisinde.
- Çabuk girişleri kapatın!. Kızları habitata saklayın. Metroya bomba ihbarı yapın... Peyzajcılar hendek kazsın, mimarlar siper diksin, Endtasçılar mancınık yapsın. İçmimarlar bozmayın, Şehirciler haritaları getirin. YEM'i arayın, savaşa sponsor olsun... Erkekler!.. Giriş holüne savunmaya geçiyoruz.
- Çok az kişiyiz efendim!
- Uykusuz kızları da çağırın. Bana taksim haritasını getirin.
- Modelledim efendim buyrun. Bu da eskiz maketi. Önceki savaşta değiştirmemi söylediğiniz dikey sirkülasyonu rampalarla çözdüm.
- Olmamış. Tekrar merdiven yap. Planlara kotları yaz. Kırmızı pantalonluları ön saflara, hacky-sack çileri yeniçatılara yerleştirin. Arkadan kafalarına çaksınlar. Taskisla.net muhabirlerini göndersin, Arıyorum'u Taşkışla'ya sokmayın. Fresco!.. Arkadan birliklere bol şekerli çay servisi yapın. Kahveyi bir milyondan satın. Cem Altun'u taksime gönderin, İnşaatçıları derse alsın. Turgut hoca 200'ünü kandırıp Efes'e götürsün, Gülşen abla da yanlarında gidip ekibi lafa tutsun. Hüsamettin amca, sen şu bildirileri çoğalt. Planörle mühendis ordulara yağdırın.
- Hemen efendim.
- Ben komutaya geçiyorum... Ölen ölür dostlar, kalan kızlar bizimdir...
Şaka bir yana, Taşkışla ve Maslakta bir sinir harbidir gidiyor... Tasarımcılar ve mühendisler neredeyse birbirine "gıcık" oluyor...
Abartılan öğrenci tipi farklılıkları, iç çekişmeler ve karşılıklı çekememezlikler; durumu bu noktalara kadar getirdi. Taşkışla'nın, fakülte girişlerini de bir dönem dışarıya kapatması gelişmelere tuz biber oldu. Konu Taşkışla Bahar Şenlikleri sırasında forumlarda tekrar ateşlendi. 3-5 densizin karşılıklı atışmaları tüm fakülteye mâledildi, gerginlik üst seviyelere çekildi...
Kimse farkında değil bunların nelere sebep olacağının. Kimse farkında değil geleceğimize olacak yansımaların.
Arkadaşlık ilişkilerini, saygıyı, sevgiyi bir yana bıraktım. Onların yeri belli, umursayan var umursamayan... Ancak oradakiler geleceğimizde birlikte iş yapacağımız insanlar... Projelerimizde birlikte çalışacağımız, İnşaat, Elektrik ve Makine Mühendisleri oradalar. Gelecek Türkiye'nin önemli insanları, iş alacağımız önemli insanlar oradalar.
Peki ya burada? Çevrenize bir bakın... Herkes tasarımcı... Hiçbir zaman mimar bir arkadaşımız bize bir tasarım işi vermeyecek beyler. Oturup kendisi yapacak. İş konusundan da ayrı; hiç sizin yeni insanlar aradığınız olmuyor mu? Bir bina veya bir cephe hakkında fikrini sorduğunuzda, "ne bileyim, güzel işte" diyecek birilerini mesela?
Maslak'ta gerçekten güzel bir hayat var arkadaşlar... (tabii kampüsü kullanmasını bilene)
KSB, rektörlük, dekanlıklar... Hiçbirinin aklında bu iletişimsizliğe bir son vermek yok... Belli ki yukarıdan değil, aşağıdan çözülmesi gereken problemler var. Kendi etkinliklerinizi yapın, Taşkışla'da atolye, etkinlik düzenleyin, Maslak kulüplerini davet edin. Birlikte üretin... Sonra siz de gidin... SKM'ye gidin, Maslak Şenliklerinde çalışın, Arıyorum'a, Maslak kulüplerine katılın. Ortak projeler üretin..
Üniversite rektörlük ve dekanlıklar tarafından olaysız, politikasız isteniyor. Ancak, o tip tartışmalar bile bir çevre oluşturuyor arkadaşlar. Bir iletişim oluşturuyor.
Bir haftadır Maslak kaynıyor. Olaylar, insanlar, şenlikler birbirine girmiş, gelişmeler binlerle ifade edilen kalabalıklarla Türkiye'nin gündemini şekillendiriyor... Bir de aynı saatlerde Taşkışla Ortabahçeye bakın. Çıkabilecek en hararetli tepki; "Uyanın dostlar! İbrahim abi kumpirlere tereyağı değil margarin koyuyor! Yeter! Selim, Selen, Ceren! Titreyin ve kendinize gelin! Margarine karşı Tereyağı mitingi düzenleyelim. Yarın ortabahçede 13'de toplanalım, dekanlığa yürüyelim. Asansör 3 kişilik, sığarız... Şartlarımızı yerine getirmezlerse tepkimizi; kesitlerimizde, görünüşe giren binaları çizmeyerek dile getirelim!".
Fakülte içi iletişimsizliğe hiç girmiyorum bile. O ayrı bir yazı konusu...
Neyse ne. Anlayacağınız mühendis arkadaş arıyorum. Mimarım. Boyum 1.82, yaşım 22.
|