Bölüm Editörü
Sedat Bayrak



  Mimar Feed











 
Hasan Cenk Dereli
 
http://pembenoktalaryesilcizgiler.blogspot.com | c.dereli@gmail.com

MENÜ 28 Mayıs 2006

Yine bitti. Bir sene daha...
Bir yaşıma daha girdim...
Yakın arkadaşlarımın çoğu bu dönem mezun oluyorlar. Onların lisans hayatları bitti. Ben bir süre daha buralardayım. Yurtdışından ne zaman geldim; ne zaman okul başladı da bitti. Garip...

Seneye ve hep, yine öyle olacak.
Harika!!

Şenlik, barda çalmalar, maskeli balo, atölye çalışmaları, miskinlik, ödevler, proje, teslimler, İzmir seyehatleri, minik kaçışlar, güneşte yanışlar, rakı, huzur buluşlar, sinir oluşlar, kahveler, rakı, çilek reçelli özenli sabah kahvaltıları, rakı, elde dergi kafe keyifleri, güzel renkli iki tshirt daha alma eylemi vs...
Bunları neden sıralardığımı yazının sonunda anlayacağız.

Antrakt:

a) Geçenlerde bir masada; konuşurken bir cümle geçti. Şu ana kadar neden 3. milli mimarlık akımı başlamadı diye. Bu sorunun arkasından mimari biçimlerden, dil birliğine ya da benzerliğine dayalı bir akımdan bahsedileceğini düşündüm. Ama muhabbet o yöne gitmedi; cümle havada ve sahipsiz kaldı. Neden 3. akım başlamadı?

b) Geçenlerde; çok sevdiğim bir hocamla şundan bundan konuşurken; (ve ben hırslı bir şekilde "birşeyler yapmalı" sloganına sarılmışken) şöyle birşey dedi hocam. Şurdan dışarıya bak; sana ilham verebilecek ne var ki? Konu şehrin insanı kamçılamasıydı; tam olarak konu bu olmasa da mimari çevrenin hayalgücünü körüklemesinden konuşuyorduk. Ve o konuşmada körükleyici olan şehir tipi, avrupanın tarihsel şehirleriydi.
O an boğulacak gibi oldum, çünkü yaklaşık 5 ay öyle bir şehirde kalıp [sıkıcı orta avrupa şehri] (şehirde yakın zamana ait çok nitelikli mimari işler olmasına rağmen) çıldırmak üzereyken dönmüştüm. Korkunçtu. Maketini yapsak fotoğrafını çeksek sadece, güzel bir şehir; ama iş yaşamaya gelince...
Ben almayayım...

Ben binaları sevmem, şehirleri de sevmem. Onları ilginç kılan doku, kurgu vs.'den öte insanlar, yaşayışlar, ritüeller, karmaşalar, düzenler vb. şeylerdir bence. Antik bir kenti dolaşırken de ilginç olan, var olan eserlerin orda duruyor olmaları değil, bir zaman orda oranın koşullarıyla yaşayanlar olduğunu bilmektir.

Bu durumda benim açımdan, pencereden dışarı bakıldığında ilham verici olan şeyler, iki kara arasında "akan" denizin üstündeki vapurun resim ya da heykel ve hatta 4. boyut zamanla da düşünürsek animasyon değeri değil, vapurda olmak ya da ona bakmak ile ilgili benim yaşayışımda aklımda kalanlar, deneyimlerimdir.

Serin bir esinti, iskelede sıkışıklık, hareket esnasında dinginlik, sıcakkanlı bir yabancının sohbeti vs.

Bu açıdan, şu bir gerçek ki, bizim içinde yaşadığımız iklim, coğrafya, kültür ve tarih bu tür bir hayalgücü tetiklemesine daha açık, açık olmaktan öte tam bir provakatör.

Bu durumda girdiyi işleyebilmek önemli olan = kişinin içinde bulunduğu duruma yaklaşımı. Özü kavramaya çalışırsa kişi ve bunun üstüne yoğunlaşırsa, kendine kendi içinden bakarsa, kendi özgünlüğünü başkasının tanımladığı farklılıklardan yola çıkarak anlamaya çalışmaktansa, özgün; en azından var olan tanımlamaları sorgulayan bir yöntem izlerse "provakatör" ile hayalgücü körüklenmekle kalmaz; körük patlar, sıralar bozulur, yaratım artar.

Mı?

Ben buna inanıyorum. Peki yapabiliyor muyum? Hayır. O zaman bir değeri var mı? Hayır. Ama umudum var.

Yukarıda anlattığım tam anlaşılmadıysa şöyle örnekleyebilirim. Bunu mimarlığa indirgeyelim:

Çeşitli deneylere dayanarak elde edilmiş bir bilginin, elde edildiği koşullardaki işlerliğine aldanıp, kabına hayran kalıp ya da sadece karizmasından etkilenip, o fikri, deneyimi, elde edildiği yerden başka bi yerde doğrudan kullanmak bir işe yaramaz. Burda bir işe yaramak; inşa edilmek anlamında kullanılmamıştır. Sanırım anladınız.
Hani bir yere birşeyler yapılır ama onlar bir türlü oraya olmazlar ya.Bahsettiğim böyle bir şey.

İşte burda 3. ulusal mimarlık akımına geri dönüyoruz.
Eğer ilerde birgün 3. ulusal olacaksa, bu, biçimdeki bazı ortaklıklara dayanmayacak tarihteki kardeşleri gibi. 3. ulusal ; burda çok az yapılan birşeye dayanacak. Esas belirleyici, buranın soru(n)larına (soru(n) illa işlemeyen bir şey olmak zorunda da değil; tasarlamanız istenen bir binan programı da olabilir bu) buraya özgü bir biçimde cevap vermek olacak.

Lütfen yazı içindeki "burayı, buranın, burda" gibi kelimeleri geniş ve yoğun anlamlı düşünmeye çalışın.

"Ulusal" nasıl olacak sorusunu soranları da, TC deki anayasal tanıma bakmayı tavsiye ediyorum.
Sıkmayın canınızı rahat olun; aslında "hafif" birşeylerden bahsediyorum
Bu fikri sadece mimarlık alanında düşünmeyin, her alanda düşünün. Tasarım, tıp, mühendislik vs.

Antrakt bitti:

Yakın zamanda, piyasada oldukça çok iş yapan birkaç Türk mimarın yaptıkları röportajları ya da yazdıkları yazıları okudum. İsimleri ve linkleri paylaşırım sizinle:

Her ne yaparsan yap hayattan zevk almaya bak. Elindeki; bir araç, onu (hem kendin hem de başkaları için) iyi kullan.

E bu, eğitimin sıkıntısı ya da piyasanın ortamı içinde nasıl mı olacak diyorsunuz. Onlar kendi yöntemlerini açıkça söylüyorlar. Kendi yöntemini keşfetmek de bakışını genişletmekle ilgili.
Yazanlardan birinin dediği gibi: bir mutfak tasarlayacak olanın, en azından bir yemek kitabını dikkatli bir şekilde incelemesi gerekir ki tasarlayacağı şeyin ne kadar karmaşık birşeyin parçası olacağını bilsin...

O zaman...

Günün menüsü:

Balık çorbası
Izgara kalamar
Közlenmiş patlıcan
Domates rendesinde lor peyniri
Rakı

Afiyet olsun...



  Taskisla.net'in gelişimi için siz ziyaretçilerimizin yorumları çok değerli.
Lütfen aşağıdaki formu kullanarak yazı hakkındaki fikir/eleştirinizi
taskisla.net ekibine ve yazara gönderiniz.

Ad Soyad: E-Mail: 
Yorum:
 
   

Yazarın tüm yazıları  |  Yukarı  |  Önceki Sayfa




Best viewed in 1024*768 resolution. Click here to learn what resolution you're using.

advancity