Bölüm Editörü
Sedat Bayrak



  Mimar Feed











 
Hasan Cenk Dereli
 
http://pembenoktalaryesilcizgiler.blogspot.com | c.dereli@gmail.com

ASMA YAPRAĞINDA BALIK 04 Nisan 2006

Bu yazı aslında "kuram ve pratik" konulu sempozyumu konu almalıydı.
Geçen Pazartesi okulda düzenlenen bir sempozyum.

Ama zaman içerisinde fikrim değişti.

Bugün Taşkışla'nın önemli sakinlerinden Ali ile konuşuyorduk: "çocukken yazlık diye gittiğimiz o küçük, içine kapalı yerler seneler boyunca bize nasıl da heyecan ve keyif vermiştir" diye.

Büyümek kötü ve zehirli birşey. Hepimiz kendi hayatımızı kalabalıklaştırarak ya kalabalığın içinde panzehir arıyoruz ya da zehri unutmaya çalışıyoruz.

Hayatı akıllarının bir köşesinde de olsa böyle tanımlamayanların önünde saygıyla eğiliyorum...

Hayatın içinde bizi sürükleyen şeyler nelerdir?
[ derin çıkarımlar yapıp sonunda hepinizi bu yolda aydınlatmayacağım...]

Bugün bir kitabı karıştırıken karşıma şöyle birşey çıktı.

Meslek: Osmanlı-Türkçe sözlüklerde "süluk"tan türemiş olduğu belirtilir.
Bir yola girme anlamına gelir.
Bir çağrıya kulak vermeyi, çağrının peşine düşmeyi ima eder.

Diğer dillerdeki kökeni de ikincil olarak da olsa hep ilahi bir adayışı ve bir çağrıyı tanımlıyor.

Kendini adama, kendini mesleğinde var etme, yok etme vs gibi düşünceler geçti aklımdan. Bir de insanın bir şekilde kendini anlamlandırma çabası aklıma düştü.

Kendini bir meslekle anlamlandırmak.
Bunun için mesleği anlamlandırmak. Sonra kendini anlamlı saymak.

Bunları, bu kabulleri dışlamak için yazmıyorum. Bunlar gerçekler biliyorum. Ama şunu da akıldan çıkartmamak lazım.
Gerçekler çok çeşitli.

Telaş hepimizi peşinden sürüklüyor, programsızlıklarımız içinde kayboluyor günlerimiz, ardından bize sadece telaşların bizim önümüze ne koyduğunu izlemek kalıyor. Sonsuz olduğumuzu düşündüğümüz şu koşuşturma içerisinde, sonumuzu kavradığım kasvetli soğuk aydınlanmalarla ürperiyorum.

Çarşamba günü, bitirme jürileri vardı. Benim arkadaşlarımın büyük çoğunluğu bu dönem mezun olacaklar. Çarşamba günü onların telaşları ortalıktaydı hep. Koşuşturma, ucu ucuna yetişmeye çabalamaları vs.

Çarşamba günü, güneş tutulması vardı. Bir bütün olarak akılda canlandırılırsa bir gölge kuşağı dünyanın üzerinde hareket etti. O kuşakta gölgede kalan milyonlarca insan da gözleri gökte, bakıp izlediler.

Kozmik büyüklüklerin içerisinde minik toz zerrecikleri.
Telaşlarının rüzgarıyla ordan oraya savrulan toz bulutları.

Kişinin önceliklerini nasıl tanımladığı, yaşamını esas etkileyen şey sanırım.

Bir yanda güneş tutulması, bir yanda bitime jürisi, bir yanda "kuram ve pratik" sempozyumu. Böyle bakıldığında dünya üstünde sahip olduğumuz zaman aralığı, çözülemeyecek, çok girdili bir denklem gibi.
Tüm bu girdilerin parantezleri üstündeki katsayıları da biz belirliyoruz.

Neyse.
Şimdi bir sahil yerleşimine gitmeli, sahilde miskinlik yapmalı...
Mimarlıkmış, jüriymiş, projeymiş, kurammış, kuralmış...

Bunları bir de balıklara ve denize sormalı...
Cevapları kendi parantezlerimizdeki katsayılar yerine yazmalı.
Bir süre için bile olsa...


Yazarın tüm yazıları  |  Yukarı  |  Önceki Sayfa




Best viewed in 1024*768 resolution. Click here to learn what resolution you're using.

advancity